lirikcinta.com
a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 #

lirik lagu 3 yağmur tanesi – tahribad-ı isyan feat. şebnem ferah

Loading...

aşk, huzur, para, hayal hepsi yalan!
sabır, umut, cefa nedir geriye kalan?
yalnızlık, bir boşluk gibi düşersin sonsuza

hiç bi yükün yok ama bu daha ağır gelir omzuna
yalnızlık can çekişmektir kederle
sevişmek, kendine erişmek ve bulduğun yerde girişmek

yalnızlık aynalarda gizlidir
bunu saçını taramak için bakmadığında anlayabilirsin, bilirsin
yalnızlık soyuttan da gizlidir (gizlidir)
yalnızlık bizden de yalnızdır dostum o kimsesiz

sonsuza düştüm boşluğun en dibi çok soğuk
nerede kalabalık ben neden çığlık atıyorum?
çıkış var mı diye etrafıma bakıyorum
karanlıkla dövüştükçe artık ona dönüşüyorum

hazır mısın yarınlarla kanlı bıçaklı kavgalara
dünden kalma yaralarla girmeye
beyninin yosun tutan derinliğine düşmüşken
duramadım onaramam olamam oralı
mola mı duralım o zaman o gün tam vakti
ne bul ve vur! eline yüzüne gözüne bulaşır affet be
hâlâ şans gelmese de yanımdan geçebilirdi, belki de geldi
çünkü bu kalemle yazmak yerine kendimi deşebilirdim de
mana bul her adımda, bırak çocukluğunu hatırlayıp ah çekmeyi
çocukken büyümek istediğini hatırla ve düşünme hiç vazgeçmeyi
(vazgeçme, vazgeçme, vazgeçme)

huzurluysan kaldırımda bile rahat uyursun
değilsen en rahat yatakta döner durursun
kimisi mutludur zaman nasıl geçer anlamaz
üç günlük dünya ne kadar uzunsun?
ruhum yalnızlığın rüzgârında savruluyor
nedensiz renksiz hayatım ton arıyor gökkuşağı tonlamıyor, bombalıyor
ruhum bu kafeste kavruluyor
sebepsiz içimde koca bi’ cehennem var
daralıyorum kalbim ateş pompalıyor

biz cehenneme düşen 3 yağmur tanesi şemsiyelerinizi açın
öyle bir yalnızlıklar var ki bi gün şeytan bile hâline acır
kendini kaçır boğulmak için güzel bi’ gün baksana hava bile açık
her şey apaçık ne kadar kaçıcan gözümün içine baksana!

son gecemiz gibi yok neşem hiç, boş yere yalvarma
son vermeden önceki son diriliş göz yaşına da aldanma
gülmek belki de en mühim iş, en kötü anlarda
vuracaklar daha art arda çaresizliğine saklanma

bi’ başıma sağa sola dönüp duruyorum
gün aşırı sövüp vuruyorum oluyo’ mu gülüp donuyorum
sen çalar saatini tokatladığında
ben daha saatimi yeni kuruyorum
iyi ki gelmediniz huzur buluyorum
her gelen bende bir kusur buluyor diye
kendimden bile uzak duruyorum
yalnızlığımla gurur duyuyorum

ve bu kalabalıkta kaybolduğum titanik’imle
bir kaşıkta dolmuş gibiyim korkmamam gerekir
kapris gereği, kapris gereği vur kart iskeleyi
ve bu karanlıkta kana doydum
güneşe aşık olmuş bir vampir gibiyim
yapmamam gerekirken yapmış gibiyim
yanlış yerin en yanlış biriyim

olmaz beni duymaz en kurnazı
başına getirecekleri k*mpası
kaç demez bela yok kornası
yok biri arkanı kollasın
korkmasın bura’ kurtlar sofrası
yutmakla başlar kusmak sonrası
son tası önüne gelene sunar
ama yakın olacak kanına susamasın!

sorasın orası nasıl ha? nasıl?
perisi de masal ama yaşam acınası
yara kaşınası fakat ele başı nasıl?
yana kaçılasın gelir de’ mi gidip hazırlan
inadın dibi nasıl?
dünya’nın hazin sonu numarası
çamaşır ipliğinde suratım asık
ve tüm mahkeme duvarları da buna tanık

yeter artık kara bahtım
sana n’aptım da bu kadar üstüme dert kaptım?
sen vurdun ben yine kalktım
bana vurdukça gücüme güç kattın
sağol sağol yine de sıfırı tattım
isırıp attın umutlarımı
söylesenize naptım?
belki de kaderimi yazamadığım için kalemimi kırıp attım

benim belki de gizli bir bildiğim var
elbette ağlarım benim can kırıklarım var
senin gördüğün yanağımdan süzülenler
asıl içimde, içinde yüzdüğüm bir deniz var

biz cehennem’e düşen 3 yağmur tanesi şemsiyelerinizi açın
öyle bir yalnızlıklar var ki, bi’ gün şeytan bile hâline acır
kendini kaçır boğulmak için güzel bi gün baksana hava bile açık
her şey apaçık ne kadar kaçıcan gözümün içine baksana!

bu son gecemiz gibi yok neşem hiç, boş yere yalvarma
son vermeden önceki son diriliş göz yaşına da aldanma
gülmek belki de en mühim iş, en kötü anlarda
vuracaklar daha art arda çaresizliğine saklanma